ARAMA
Çamlıdere Belediyesi

Şeyh Ali Semekandi Hz.

Geri

Şeyh Ali Semekandi Hz.

ŞEYH ALİ SEMERKANDİ (1320-1457)

OSMANLI DEVLETİ’NİN KURULUŞ DEVRİNDE ANKARA’NIN ÇAMLIDERE BELDESİNDE YAŞAYAN EVLİYANIN BÜYÜKLERİNDENDİR. H.720 (M.1320) SENESİNDE İSFAHAN’DA DOĞDU. BABASININ İSMİ YAHYA OLUP, NESİLLERİ HZ.ÖMER’E DAYANIR. COK ZEKİ VE AKILLI İDİ. KÜÇÜK YAŞINDA KURAN-I KERİM’İ EZBERLEDİ VE MUHTELİF KIRAATLARA GÖRE OKUNMASINI ÖĞRENDİ.GENÇ YAŞINDA TEFSİR,HADİS VE TASAVVUF İLİMLERİNDE PEK YÜKSEK DERECELERE KAVUŞTU.MEKKE-İ MÜKERREME, MEDİNE-İ MÜNEVVERE, ŞAM, KUDÜS, IRAK , SEMERKAND, ÇAMLIDERE GİBİ PEK ÇOK BELDELERDE İSLAMİYET’İ ÖĞRETMEK EMR-İ MA’RUF, NEHY-İ MÜNKER YAPMAK İÇİN DOLAŞTI. 862 (M.1457) SENESİNDE ÇAMLIDERE’DE VEFAT ETTİ.KONYA’NIN KARAMAN KAZASINDA VEFAT ETTİĞİ SÖYLENİYORSADA O ZAAT BAŞKASIDIR. ALİ SEMERKANDİTAHSİLİNİ TAMAMLADIKTAN SONRA, MEKKE-İ MÜKERREME’YE GİTTİ. KA’BE-İ MUAZZAMA’DA YILLARCA İMAMLIK YAPTI. ORADA İNSANLARIN EHL-İ SÜNNET’İ UYGUN BİR İMAM İLE YAŞAMALARI İBADETLERİNİ SÜNNET’İ ŞERİFE UYGUN YAPABİLMELERİ İÇİN ÇOK ÇALIŞTI.

 

 

          

 

MANEVİ İŞARET İLE MEDİNE-İ MÜNEVVEREYE GELDİ. ORADA RESULULLAH EFENDİMİZİN (S.A.V ) MÜBAREK TÜRBESİN DE YEDİ SENE KADAR TÜRBEDARLIK HİZMETİNDE BULUNDU. BİR GÜN RÜYASINDA PEYGAMBER EFENDİMİZİN (S.A.V.) KERİMELERİ HZ.FATIMA VALİDEMİZİ GÖRDÜ. BUYURDU Kİ: “YA ALİ RESULULLAH ‘IN HUZURUNA GİT SENİ MANEVİ EVLATLIĞA KABUL BUYURACAK. ”ALİ KANDİ UYANINCA, HEMEN RESULULLAH’IN MÜBAREK HUZURUNA KOŞTU. MÜBAREK KABRİNİN KARŞISINA GEÇİP DİZLERİNİN ÜZERİNDE EDEPLE OTURDU.

 

 

BAŞINI ÖNE EĞEREK MURAKEBE HALİNDE BEKLEMEYE BAŞLADI. BİR MÜDDET SONRA RAVZA-İ MUTAHHERADA RESULULLAH EFENDİMİZİN (S.A.V.) ”BUYUR  YA ALİ;” SENİ MANEVİ EVLADIM OLARAK KABUL ETTİM. KIYAMETE KADAR BU MÜ’CİZEM BAKİ KALSIN. YA ALİ, ÖYLE BİR BELDEYE GİT Kİ FAKİRLİKLERİ SEBEBİ İLE BENİ ZİYARET EDEMEYEN ÜMMETİM SENİ ZİYARET ETSİNLER. SEN BENİM EVLADIM OLDUĞUN İÇİN SANA YAPILAN ZİYARETİ BANA YAPILMIŞ GİBİ KABUL EDERİM. MUBAREK SÖZLERİNİ İŞİTTİ. BU SÖZLERİ BÜYÜK BİR ZEVKLE DİNLEYEN ALİ SEMERKANDİ HAZRETLERİ SEVİNCİNDEN AĞLADI.  CENAB-I HAKK’IN VERDİĞİ NİMETTEN DOLAYI ŞÜKÜR SECDESİ YAPTI. ANADOLU’YA GİTMESİ GEREKTİĞİNİ ANLADI VE HEMEN HAREKETE GEÇTİ.

 

ŞEYH ALİ SEMERKANDİ

 

 ALİ SEMERKANDİ HAZRETLERİ ANADOLU’YA SEYAHAT EDERKEN ALANYA’YA GELDİ. BİR GÜN DENİZİN KENARINDA YÜRÜRKEN AĞLAYAN BİR KİMSEYE RASTLADI. NİÇİN AĞLADIĞINI SORDUĞUNDA, O KİMSE: “YANIMDA, ÇOK KIYMETLİ OLAN BİR İNCİM VAR İDİ ONU DENİZE DÜŞÜRDÜM. BUNUN İÇİN AĞLIYORUM“ DEDİ. ONUN ÜZÜNTÜSÜNE DAYANAMAYAN ALİ SEMERKANDİ “DÜNYA MALININ MÜHABBETİNİ KALBE KOYMAK İYİ DEĞİLDİR. MADEMKİ ÜZÜLÜYORSUN, BENİMLE GEL “DİYEREK SAHİLE İNDİ. DENİZE DÖNEREK:”EY BALIKLAR;ALLAH-U TEALA’NIN İZNİYLE BİR İNCİ BULUP GETİRİN” BUYURDU. BİR ANDA DENİZİN ÜZERİNDE BİNLERCE BALIK;AĞIZLARINDA BİRER İNCİYLE GÖRÜNDÜ. ALİ SEMERKANDİ;BİR TANESİNE İŞARET EDEREK GELEN BALIKTAN İNCİYİ ALDI. FAZİFESİNİ YAPAN BALIKLAR TEKRAR DENİZİN İÇİNDE KAYBOLURKEN;HADİSEYİ HAYRETLE TAKİP EDEN O KİMSE, ELİNE VERİLEN İNCİNİN KENDİSİNE AİT OLDUĞUNU GÖRÜNCE ÇOK HAYRET ETTİ.

 

 

 

ALİ SEMERKANDİ ALANYA’DAN BUGÜNKİ ANKARA’NIN ÇAMLIDERE HAVALESİNE GELDİ. (ÇAMLIDERE’NİN ESKİ İSMİ ŞEYHLER OLUP BU ZATA İZAFETEN VERİLDİ.) ÇAMLIDERE’YE BİR DEVRİŞ KIYAFETİNDE GELEN ALİ SEMERKANDİ, ORADAKİ İNSANLARIN ÇOK FAKİR OLDUĞUNU GÖREREK İŞARET BUYURULAN YERİN BURASI OLDUĞUNU MANEVİ KEŞİF İLE ANLADI. BURADAKİ İNSANLARIN İRŞADI, ALLAH-U TEALA’NIN EMİRLERİNİ BİLDİRMEK, YASAKLARINDAN KAÇINDIRMAK İÇİN YILLARCA ÇALIŞTI. PEK ÇOK TALEBELERİ OLDU. İSLAMİYETİ YAYMAK İÇİN ÇALIŞTIĞI BU BÖLGEDE, PEK ÇOK KERAMETLERİ GÖRÜLDÜ. NESİLLERDEN NESİLE AKTARILAN KERAMETLERİN BİR KAÇI AŞAĞIDADIR; BULUNDUĞU BÖLGEYE GELDİĞİ GÜNLERDE, KÖYLÜLERİN SIĞIRLARINI OTLATACAK ÇOBANLARI YOKTU. ARIYORLAR FAKAT ÇOBANLIĞA KİMSE YANAŞMIYORDU. ALİ SEMERKANDİ HAZRETLERİNİNDE BÜYÜKLÜĞÜNÜ ANLAMIŞ DEĞİLLERDİ. İNSANLARIN BU SIKINTISINI GÖREN ALİ SEMERKANDİ ONLARA: ”SIĞIRLARINIZI OTLATABİLİRİM BU İŞTEN DOLAYI SİZDEN ÜCRET TALEP ETMİYORUM” BUYURDU. KÖYLÜLER BU HABERE ÇOK SEVİNDİLER. KÖYLERİNE GELEN HERKESE DİNDEN İMANDAN BAHSEDEN BU ZAT'A DEDİLERKİ; ”BİZ SIĞIRLARIMIZLA BİRLİKTE BUZAĞILARIMIZIDA OTLATMAK İSTİYORUZ. EĞER BUZAĞILARININ ANNELERİNİ EMMEDEN OTLATMALARINI SAĞLARSAN MEMNUN OLURUZ” O DA KABUL ETTİ.

 

 

ERTESİ GÜN İNEKLERİ VE BUZAĞILARI BİR ARADA OTLATMAYA GÖTÜREN ALİ SEMERKANDİ (R.A) OTLAK YERİNDE SIĞIRLARINA DÖNEREK: ”EY İNEKLER VE BUZAĞILAR AKŞAMA KADAR BERABERCE OTLAYINIZ. YALNIZ BUZAĞILAR ANNELERİNİ EMMESİN, ANNELERDE YAVRULARINI EMDİRMESİN” BU SÖZLER ÜZERİNE AKŞAMA KADAR İNEKLER YAVRULARINI EMZİRMEDİ, BUZAĞILARDA ANNELERİNİ EMMEK İÇİN UĞRAŞMADI. AKŞAM MERAK İÇİNDE BEKLEYEN KÖYLÜLER İNEKLERİN MEMELERİNİN SÜTLE DOLU OLDUĞUNU GÖRÜNCE HAYRETE DÜŞTÜLER. BÖYLESİNİ NE İŞİTMİŞ NE DE GÖRMÜŞLERDİ. BUNUN, ALİ SEMERKANDİ HAZRETLERİNİN BİR KERAMETİ OLDUĞUNU VE ONUN BÜYÜK VELİLER ARASINDA YER ALDIĞINI ANLADILAR. ALİ SEMERKANDİ BİR GÜN SIĞIRLARI OTLATIRKEN, BİR KURDUN BİR ÖKÜZÜ ÖLDÜRMEK İÇİN HAZIRLANDIĞINI GÖRDÜ. HEMEN YANLARINA VARIP KURT'A: ”EY KURT, BU ÖKÜZÜ ÖLDÜRMEK İÇİN KİMDEN İZİN ALDIN DEYİNCE, KURT DİLE GELİP; ”ALLAH-U TEALA’NIN İZNİYLE BUNU ÖLDÜRÜP YİYECEĞİM” DEDİ. ODA ”EY KURT, ÖKÜZÜN SAHİBİNE DURUMU ANLATAYIM, HABERİ OLSUN Kİ BİZE BİR KABAHAT BULUP DİL UZATARAK AHİRETİNİ YIKMASIN. BUĞÜN MUSAADE ET YARIN GEL” BUYURDU. KURT, “PEKİ” DİYEREK ORADAN AYRILDI. AKŞAM DURUMU SAHİBİNE ANLATTI. FAKAT ÖKÜZ SAHİBİ, ALİ SEMERKANDİ HAZRETLERİNİN BÜYÜKLÜĞÜNÜ İDRAK ETMEYENLER DENDİ. ONUN BU ANLATTIKLARININ OLAMAYACAĞINI SÖYLEYEREK ERTESİ GÜN ÖKÜZÜ YİNE GÖNDERDİ. O GÜN KURT, YİNE ÖKÜZE GELİP ÖKÜZÜN BAŞINA DİKİLDİ. HADİSEYİ TAKİP EDEN ALİ SEMERKANDİ, KURT'UN YANINA GELİP; ”MADEMKİ YİYECEKSİN, HİÇ OLMAZSA DERİSİNİ DELİK DEŞİK ETMEDE SAHİBİNİN İŞİNE YARASIN DEDİ. KURT ÖKÜZÜ ÖLDÜRÜP DERİSİNE ZARAR VERMEYECEK ŞEKİLDE ETİNİ YEDİ.

 

 

AKŞAM ÖKÜZÜN YERİNE DERİNİN GELDİĞİNİ GÖREN SAHİBİ, DOĞRUCA ALİ SEMERKANDİ’NİN YANINA KOŞUP, DURUMU SORDU. HADİSEYİ ÖĞRENİNCE ALİ SEMERKANDİ’YE UYGUN OLAMAYAN SÖZLER SÖYLEDİ. ERTESİ GÜN KADIYA ŞİKAYET ETTİ. KADI HER İKİ TARAFI DİNLETİKTEN SONRA, ALİ SEMERKANDİ HAZRETLERİNE “ŞAHİDİN VARMI” DİYE SORDU. O DA “ORADA BU HADİSEYİ GÖREN AĞAÇLAR VE KAYALAR ŞAHİDİMDİR” DER DEMEZ HADİSENİN GEÇTİĞİ BÖLGELERDEN BİR GÜRÜLTÜ KOPTU. KAYALAR VE AGAÇLAR HAREKETE GEÇMİŞ, KADI EFENDİNİN OLDUĞU YERE DOĞRU GELİYORDU. HERKES KORKUDAN KAÇMAYA BAŞLADI. BUNUN ÜZERİNE ALİ SEMERKANDİ HAZRETLERİ “EY KAYALAR VE AĞAÇLAR OLDUĞUNUZ YERDE DURUNUZ” BUYURUNCA DURDULAR. KADI, DAVACI VE İNANMAYAN KİMSELER'İN HAYRETTEN AKILLARI DURDU. ALİ SEMERKANDİ’NİN BÜYÜKLÜĞÜNÜ KABUL EDİP ONUN TALEBELERİNDEN OLDULAR.

 

 

YAZ MEVSİMİNDE KADINLAR,TARLADA EKİN BİÇİYORLARDI. ORALARDA SIĞIR OTLATAN ALİ SEMERKANDİ, NAMAZ VAKTİ GİRDİĞİ HALDE ABDES TAZELEYECEK BİR SU BULAMADI. ASASINI YERE VURARAK; ”ÇIK YA MUBAREK” DEYİNCE YERDEN GÖVDE KALINLIĞINDA BİR SU ÇIKTI. SULAR HIZLA MEYİLLİ ARAZİDE ETRAFA YAYILIRKEN KADINLAR BAĞIRMAYA BAŞLADILAR. ”SU ÇIKARMANIN ZAMANIMI EKİNLERİMİZ SULAR ALTINDA KALACAK"... DEYİNCE ALİ SEMERKANDİ HAZRETLERİ. ”EY MUBAREK SU, NE ÇIKTIĞIN BELLİ OLSUN, NE DE AKTIĞIN” BUYURDU. BU SÖZLER ÜZERİNE SUYUN ÇIKTIĞI YER KUYU AĞZI GİBİ OLUP HAREKETSİZ KALDI.

 

ŞEYH ALİ SEMERKANDİ

 

O TARİHLERDE OSMANLI PAYİTAHTI OLAN BURSA’DA BİR ÇEKİRGE AFET'İ OLDU. HER TARAFI ÇEKİRGE KAPLAMIŞ, MAHSÜLLERİ VE ÇİÇEKLERİ HARAP ETMİŞTİ. BU AFETTEN KURTULMAK İÇİN ZAMANIN ZİYARETÇİLERİNDEN SORULDU. YAPILAN ARAŞTIRMALARDAN BİR NETİCE ALINMAYINCA ALİMLERE VE VELİLERE HABER GÖNDERİLDİ. BU ÇEKİRGE AFETİNDEN KURTULMA ÇARESİNİN NE OLDUĞU SORULDU. BU HABER ÇAMLIDERE’DE ŞEYH ALİ SEMERKANDİ’YE ULAŞTI. ALİ SMERKANDİ HAZRETLERİ DAĞDA ÇIKARDIĞI SUDAN BİR MİKTAR BURSA’YA GÖNDERDİ. BU SUYUN ZARAR VEREN HAŞARATININ BULUNDUĞU BÖLGEYE  DÖKMELERİNİ  TEMBİH ETTİ. SUYU BURSA’YA GÖTÜRDÜLER, ÇEKİRGE AFETİNİN BULUNDUĞU BÖLGEYE AZAR-AZAR DÖKTÜLER. ÇOK KISA BİR ZAMAN İÇİNDE ÇEKİRGELER KAYBOLDU. MAHSÜLLER, BİTKİLER, ÇİÇEKLER ÇEKİRGELERİN İSTİLASINDAN KURTULMUŞ OLDU. BİR RİVAYETE GÖRE DE, SU BİR KAP İÇİNDE YÜKSEK BİR YERE ASILDI. ALLAH-U TEALA’NIN İZNİYLE SUYUN GÖTÜRÜLDÜĞÜ YERDE SIĞIRCIK KUŞLARI TOPLANIP BİR ANDA ÇEKİRGE SÜRÜLERİNİ MAHVETTİLER.

PADİŞAH, BURSA’NIN ÇEKİRGELERDEN KURTULMASINA VESİLE OLAN ALİ SEMERKANDİ’Yİ BURSA’YA DAVET ETTİ. BURSA’DA KALMASINI ARZU ETTİ. FAKAT ALİ SEMERKANDİ NAZİK BİR İFADE İLE BURSA’DA KALAMAYACAĞINI, BU ÜMMETİM FAKİR OLUP, RESULULLAH EFENDİMİZİN (S.A.V.) ZİYARETE GİDEMEYEN İNSANLARIN BULUNDUĞU BÖLGEDE KALMAK İSTETİĞİNİ BİLDİRDİ. BUNUN ÜZERİNE PADİŞAH BİR İSTEKTE BULUNMASINI ARZU ETTİ. ALİ SEMERKANDİ’DE “ÇAMLIDERE HAVALESİNDEKİ TEB-ANIZ ÇOK FAKİRDİR,ONLARI ASKERLİK VE TOPRAK KİRASI MÜKELLEFİYETİNDEN MUAF TUTMANIZI ARZ EDİYORUM” BUYURDU. PADİŞAH, DERHAL BİR FERMAN YAZDIRARAK "BUNDAN SONRA ÇAMLIDERE HAVALESİNDE BULUNAN KİMSELERİN ASKERLİK YAPMAYACAĞI VE TOPRAK KİRASI ALINMAYACAĞINI BİLDİRDİ”. O GÜNDEN SONRA İSTİKLAL HARBİ BAŞLAYANA KADAR ÇAMLIDERE BÖLGESİNDEN VERĞİ ALINMADI VE ASKERE GİDEN OLMADI.

BÜTÜN PADİŞAHLAR O FERMANA RİAYET ETTİLER. ”ÇEKİRGE SUYU” İSMİYLE MEŞHUR OLAN SU'DAN DA ZAMAN, ZAMAN ALINARAK ÇEKİRGELERİN ZARAR VERDİĞİ BÖLGELERE GÖTÜRÜLDÜ. BU SU, ÇAMLIDERE’NİN KUZEYİNDE GEREDE’NİN DOGUSUNDA,  ESKİ PAZAR’IN GÜNEYİNDE BULUNMAKTADIR.

 

ÇAMLIDERE’DE ALİ SEMERKANDİ’NİN (R.A) KÜLLÜYATINDA BULUNAN BU FERMANIN BAZI MADDELERİ ŞÖYLEDİR.

 

1-  ÇAMLIDERE’DE BULUNAN MÜSLÜMANLAR, ŞEYH ALİ SEMERKANDİ HAZRETLERİ-NİN EVLATLARIDIR.

2-  YİNE BU BÖLGENİN HALKINA ASKERLİK MÜKELLİFİYETİ YOKTUR.

3-  TOPRAK KİRASINDAN MUAFTIR.

4-  ÇEKİRGELERİ YOK EDEN SIĞIRCIK SUYU ŞEYH ALİ SEMERKANDİ VE ONUN MANEVİ EVLATLARINA AİTTİR.

BU FERMAN ZAMAN-ZAMAN YENİLENDİ. ALİ SEMERKANDİ (H.Z) 862 (M.1457.) ÇAMLIDERE’DE VEFAT ETTİ.

TÜRBESİ ÇAMLIDERE’DE KABRİSTANININ ORTASINDA BULUNMAKTA. ZİYARET EDENLER, ONDAN ÇOK FEYZ ALMAKTADIRLAR.

TÜRBENİN KABRİNDE, KAPIDAN GİRİLDİĞİNDE TAM KARŞIDA OLAN BÜYÜK SANDIKALI KABİR O’NA AİTTİR. ETRAFINDAKİ KABİRLER DE TALEBELERİNE AİTTİR.

 


 

Sheikh Ali Semerkandi (1320 CE - 1457 CE)

Born the fourth-generation grandson of Caliph Umar ibn al-Khattab, Ali Semerkandi was destined for a poignant life. Born in Isfahan (a city in present-day Northern Iran), Ali Semerkandi was born to Yahya, a direct descendant of the Caliph. Significantly, Umar ibn al-Khattab was a close companion of Prophet Muhammad (peace be upon him).

Growing up, he placed great focus on his education and spiritual development. During his formative years, he dedicated numerous years to learning to read and write. Most starkly, he became a Huffaz, a person who has memorized the entirety of the Quran. Growing up in central Anatolia during Ottoman Rule, Islam was a central tenant of his education. His dedication only grew during adolescence: he sought to spiritually purify and attain a closer level with Allah. With help from mentors, family, and Allah, Ali Semerkandi grew deeper into Islam and his relationship with Allah.

Once into adulthood, he worked at the Prophet’s (Muhammad, peace be upon him) mosque and tomb in Medina for seven years. Near the tail-end of his service, he had a dream from Prophet Muhammad (peace be upon him). In the dream, the Prophet told Ali Semerkandi: “O Ali! I consider you as my son. Go to Anatolia and stay in a place where Muslims cannot visit me because of their illness or poorness. In turn, let them visit you — it will be seen as visiting me. Following the Prophet’s instructions, Ali Semerkandi left for Anatolia at posthaste. He traveled throughout present-day Turkey, offering classes and guidance on Allah’s teachings and will.

Through his teachings, he fostered morals of honesty, integrity, and living together as a community — akin to the concept of the Ummah. He primarily lived in Shahyar Karyasi of Yabanabad, nowadays situated in Çamlidere, Ankara.  He transformed the Shahyar Karyasi into a place of refuge: academia, culture, and charity were widespread within his community. He cared for the sick and provided aid for the poor.

The Ottoman Bureaucracy took notice of his good deeds, especially during a plague of locusts. When locusts threatened the local wheat supply. Asking Allah for guidance, he found purified water that immunized the crops. Through Allah’s will, famine was avoided throughout the community and eventually wider Anatolia. Ali Semerkandi was not immortal, and he passed away in Anatolia around 1457 CE. Placed at the tomb that stands before you, it stands as a testament of Allah’s will and his good deeds. Via his legacy, his students continued to provide education, charity, and aid for the community until 1920 — six hundred years after his death.

 

İlk hali

 

ŞEYH ALİ SEMERKANDİ HAZRETLERİ - SIĞIRCIK SUYU

(Çekirge Suyu)

Yaz mevsiminde, kadınlar tarlada ekin biçiyorlardı. Oralarda sığır otlatan Ali Semerkandî, namaz vakti girdiği hâlde abdest tâzeleyecek bir su bulamadı. Âsâsını yere vurarak; "Çık, yâ mübârek!" deyince, yerden gövde kalınlığında bir su çıktı. Sular, hızla meyilli arâzide etrâfa yayılırken, kadınlar bağırmaya başladılar: "Su çıkarmanın da zamânı mı? Ekinlerimiz sular altında kalacak..." Bunun yanısıra, Ali Semerkandî'ye hakâret dolu sözler ettiler.

O da suyun çıktığı yere bakarak; "Ey mübârek su! Ne çıktığın belli olsun, ne de aktığın!" buyurdu. Bu söz üzerine suyun çıktığı yer, kuyu ağzı gibi olup hareketsiz kaldı.
O târihlerde Osmanlı pâyitahtı olan Bursa'da bir çekirge âfeti oldu. Her tarafı çekirge kaplamış, mahsûlleri ve çiçekleri harâb etmişti. Bu âfetten kurtulmak için, zamânın zirâatçılarından çâre soruldu. Yapılan bütün araştırmalardan bir netice alınamayınca, âlimlere ve velîlere haber gönderildi. Bu çekirge âfetinden kurtulma çâresinin ne olduğu soruldu.Bu haber, Çamlıdere'de yaşayan Ali Semerkandî'ye de ulaştı. Ali Semerkandî hazretleri, dağda asâsıyla çıkardığı sudan bir miktâr Bursa'ya gönderdi. Bu suyu, zarar veren haşerâtın bulunduğu bölgeye dökmelerini tenbih etti.

Su'yu Bursa'ya götürdüler. Çekirge âfetinin bulunduğu bölgelere azar azar döktüler, çok kısa bir zaman içinde çekirgeler kayboldu. Mahsûller, bitkiler, çiçekler çekirgelerin istilâsından böylece kurtuldu.

Bir rivâyete göre bu su, bir kap içinde yüksek bir yere asıldı. Allahü teâlânın izni ile suyun götürüldüğü yerde sığırcık kuşları toplanıp, bir anda çekirge sürülerini mahvettiler.

Pâdişâh, Bursa'nın çekirgelerden kurtulmasına vesîle olan Ali Semerkandî'yi Bursa'ya dâvet etti. Ali Semerkandî Bursa'ya geldiğinde, Pâdişâh ona çok izzet ve ikrâmlarda bulundu. Pek fazla iltifât edip, Bursa'da kalmasını arzu etti. Fakat Ali Semerkandî, nâzik bir ifâdeyle Bursa'da kalamıyacağını, bu ümmetin fakir olup, Resûlullah efendimizi ziyârete gidemeyen insanların bulunduğu bölgede kalmak istediğini bildirdi. Bunun üzerine Pâdişâh, bir istekte bulunmasını arzu etti. Ali Semerkandî de; "Çamlıdere havâlisindeki tebanız çok fakirdir. Onları, askerlik ve toprak kirâsı mükellefiyetinden muaf tutmanızı arzu ediyorum." buyurdu. Pâdişâh derhâl bir ferman yazdırarak, bundan sonra Çamlıdere havâlisinde bulunan kimselerin askerlik yapmayacağını ve toprak kirâsının alınmayacağını bildirdi.

O günden, İstiklâl Harbi sıralarına kadar Çamlıdere bölgesinden vergi alınmadı ve askere giden olmadı. Bütün pâdişâhlar, o fermana riâyet ettiler. Ayrıca, "Çekirge Suyu" ismi ile meşhûr olan sudan zaman zaman alınarak, çekirgelerin zarar yaptığı bölgelere götürüldü.

Bu su; hâlen Çamlıdere'nin kuzeyinde, Gerede'nin doğusunda, Eskipazar'ın güneyinde bulunmaktadır.


Çamlıdere'de Ali Semerkandî'nin külliyâtında bulunan bu fermânın bâzı maddeleri şöyledir:

1) Çamlıdere'de bulunan müslümanlar, Şeyh Ali Semerkandî hazretlerinin mânevî evlâdlarıdır.

2) Yine bu bölgenin halkına askerlik mükellefiyeti yoktur.

3) Toprak kirâsından muaf tutulacaklardır.

4) Çekirgeleri yok eden Sığırcık suyu, Şeyh Ali Semerkandî ve onun mânevî evlâdlarına âittir...

Bu fermân, zaman zaman yenilenmiştir.